Muhammed Zuhdu(K.S.)

Muhammed Zuhdu

Muhammed Zuhdu

Decrease Size Reset font to default Increase Size


Hadis-i Şerif

Beş vakit namaz, bir cuma namazı diğer cuma namazına, bir ramazan diğer ramazana hep kefârettirler. Büyük günah irtikab edilmedikçe aralarındaki günahları affettirirler.

Kıyamet Alametleri

Muhammed Zühdü Slide


Eğer Bir Gün Peygamber Efendimiz Ziyaretimize Gelse… Yazdır e-Posta

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretimize gelse,
Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapımızı…
Merak ediyorum neler yapacağımızı...

Biliyorum ama…
Böylesine şerefli bir konuğa açacağımızı en güzel odamızı,
Ona sunacağımız yemeklerin en iyisi olacağını,
Ve inandırmaya çalışacağımızı...


 

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretimize gelse,
Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapımızı…
Merak ediyorum neler yapacağımızı...

Biliyorum ama…
Böylesine şerefli bir konuğa açacağımızı en güzel odamızı,
Ona sunacağımız yemeklerin en iyisi olacağını,
Ve inandırmaya çalışacağımızı,
Onu evimizde görüyor olmaktan mutluluk duyduğumuzu;
Gerçekten evimizde ona hizmet etmekten alacağımız hazzı.
Fakat söyleyin bana,
Efendimizi evimize doğru gelirken gördüğümüzde,
Onu kapıda karşılayacak mıyız?
Yoksa onu içeri davet etmeden önce,

o sabah aldığımız gazete ve dergileri toplayacak mıyız aceleyle?
Onların yerine dini kitapları serpiştirecek miyiz telaşla?
Peki açık bırakacak mıyız pembe dizi oynayan televizyonumuzu?
Yoksa kapatmaya mi koşacağız aceleyle,
O bize darılmadan önce?
Kim bilir?
Belki de ağzımızdan hiç çıkmamış olmasını dilerdik,
gün içinde ediverdiğimiz bir sürü yalan ve hakaretin...

Peki ya cd’lerimizi, hızlı müziklerimizi, yeni çıkan starların son albümlerini de gizleyecek miyiz aceleyle?
Ve bunların yerine, tozlu raflarımızdan
kitaplar mı koyacağız özenle?

Peki hemen evimize girmesine izin verecek miyiz?
Yoksa, ne olur bir dakika diyerek kapıda,

hangisini kaldırayım, neyi gizleyeyim telaşıyla

koşturacak mıyız evimizin içinde?

Merak ediyorum:
Eğer Peygamber Efendimiz,
bir kaç günlüğüne bizimle birlikte yaşasa,
Yapmaya devam edecek miyiz,
Her zaman yaptığımız şeyleri?
Ailemizdeki sohbetler eski halini koruyacak mı?
Her yemekten sonra sofra duası etmeyi,
Yine zor mu bulacağız?
Hiç yüzümüzü asmadan,
Oflayıp puflamadan,
Her vakit namazımızı kılacak mıyız?
Ya sabah namazı için,
Sıcacık yatağımızdan,
Erkenden kalkacak mıyız?
Peki ya yine mırıldanacak mıyız,
Her zaman söylediğimiz şarkıları?
Ve okuyacak mıyız,
Her zaman okuduğumuz kitapları?
Peki bilmesine izin verecek miyiz,
Aklımızın ve ruhumuzun beslendiği şeyleri?
Yoksa hiç bilmemesini mi isteriz?
Şöyle diyelim yada:
Gideceğimiz her yere götüre bilecek miyiz Peygamberi de?
Yoksa birkaç günlüğüne değişecek mi planlarınız?
Tanıştırmaktan onur duyacak mıyız en yakın arkadaşımızı onunla?
Yoksa hiç karsılaşmamalarını mı umarız,
Peygamberin ziyareti bitene dek birbirleriyle?
Simdi söyleyin açık yüreklilikle,
Onun kalmasını ister miyiz bizimle?
Sonsuza dek, hep birlikte...
Yoksa rahat bir nefes mi alacağız,
Ziyareti bitip gittiğinde?

Gerçekten bilmek ilgi çekici

olabilir değil mi,
bilmek ve düşünmek?
Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretimize gelse
Yapacağımız şeyleri...
Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretimize gelse,
Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapımızı,
Merak ediyorum neler yapacağımızı…

 

 

Hadis-i Şerif

1- Ebû Mûsâ (r.a.) anlatıyor: Bir seferde Peygamber (s.a.s.) ile beraberdik. Cemaat, yüksek sesle tekbir almaya başladılar. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu:  "Ey insanlar! Kendinize acıyın; siz ne sağıra duâ ediyorsunuz; ne de bir gâibe! Muhakkak siz işiten yakın bir zâta duâ ediyorsunuz ki, o sizinle beraberdir." Ebû Mûsâ: "Ben onun arkasındaydım ve 'lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur' diyordum. Bunun üzerine de: "Ey Abdullah bin Kays! Sana cennet definelerinden bir define göstereyim mi?" dedi. Ben: "Hay hay yâ Rasûlallah!" dedim. 'Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur' de!" buyurdu. (Müslim, Zikir 44, hadis no: 2704)

2- "Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Onları kim ezberlerse cennete girer. Allah tektir, teki sever." (Müslim, Zikir 5, hadis no: 2677) Diğer rivâyet şöyledir: "Gerçekten Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Bir müstesnâ yüz isim! Bunları kim sayarsa cennete girer." (Müslim, Zikir 6, hadis no: 2677)

3-"Sübhânallahi ve'l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllahu vallahu ekber' demem, benim için güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha sevgilidir." (Müslim, Zikir 10)

4-"Bir kimse günde yüz defa, 'Lâ ilâhe illâllahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu'l-mülkü ve lehu'l-hamdu, ve hüve alâ külli şey'in kadîr (Allah'tan başka ilâh yoktur. O'nun şerîki/ortağı yoktur; mülk O'nundur, hamd de O'na mahsustur. Hem O her şeye kaadirdir)' derse, o kimse için on köle (âzât etme) dengi sevap olur. Ve kendisine yüz hasene yazılır; yüz günahı da silinir. O gün, akşamlayıncaya kadar şeytandan muhâfaza olur. Onun yaptığından daha faziletli bir işi kimse yapamaz. Meğer ki, onun yaptığından fazla yapsın. Ve bir kimse günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihî (Allah'ı hamdiyle birlikte tenzih ederim)' derse; günahları denizin köpüğü kadar bile olsa sâkıt olur." (Müslim, Zikir, 28, hadis no: 2691)

5-"İki kelime vardır ki, dile hafif, mîzanda ağır, Allah'a makbuldürler. (Bunlar:) 'Sübhânallahi ve bihamdihî, sübhânallahi'l-azîm (Allah'ı hamdiyle birlikte tenzih ederim. Yüce Allah'ı tenzih ederim)' (kelimeleridir)." (Müslim, Zikir 31, hadis no: 2694)

6- "Sübhânallahi ve'l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllahu vallahu ekber (Allah'ı tenzih ederim, hamd Allah'a mahsustur ve Allah'tan başka ilâh yoktur. Allah her şeyden büyüktür)' demem, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha makbuldür." (Müslim, Zikir 32, hadis no: 2695)

7- Mus'ab bin Sa'd (r.a.) anlatıyor: Bana babam rivâyet etti. (Dedi ki: 'Rasûlullah (s.a.s.)'ın yanındaydık. "Biriniz her gün bin sevap kazanmaktan âciz midir?" diye sordu: "Yüz kere tesbih eder (Sübhânallah der) ve kendisine bin sevap yazılır. Yahut üzerinden bin günah indirilir" buyurdu. (Müslim, Zikir 37, hadis no: 2698; Buhârî Deavât, Bed'ul-Halk; Tirmizî Deavât; İbn Mâce, Sevâbu't-Tesbîh)

8- Muhâcirlerin fakirleri Rasûlullah (s.a.s.)'a gelerek: 'Varlık sahipleri yüksek dereceleri ve devamlı nimetleri alıp gittiler' demişlerdi. Rasûlullah (s.a.s.): "Neymiş o" diye sordu. Muhâcirler: '(Ne olacak,) Onlar da bizim kıldığımız gibi namaz kılıyor; bizim tuttuğumuz gibi oruç tutuyor. (Ama,) Onlar sadaka veriyor, biz veremiyoruz; onlar köle âzâd ediyor, biz edemiyoruz' dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.s.): "Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir; sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha fazîletli olamaz; meğer ki sizin yaptığınız gibi yapmış olsun!" buyurdu. Muhâcirler: 'Hay hay yâ Rasûlallah!' dediler. Rasûlullah: "Her namazdan sonra otuz üç kere tesbih (sübhânallah), tahmid (el-hamdu lillâh) ve tekbir (Allahu ekber zikri) edersiniz." Bunun üzerine fakir muhâcirler Rasûlullah (s.a.s.)'a dönerek: 'Mal, mülk sahibi din kardeşlerimiz bizim yaptığımızı işitmiş; bunun mislini onlar da yaptılar' dediler. Rasûlullah: "(Ne yapalım,) Bu, Allah'ın bir fazl u keremidir; onu dilediğine verir" buyurdu. (Müslim, Mesâcid, 142, hadis no: 595)

9- "Bir kimse her namazın sonunda Allah'a otuz üç defa tesbih, otuz üç defa hamd eder, otuz üç defa da tekbirde bulunursa, bunların toplamı doksan dokuz eder. Yüzün tamamında da: 'Lâ ilâhe illâllahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu'l-mülkü ve lehu'l-hamdu ve hüve alâ külli şey'in kadîr' derse, günahları denizin köpüğü kadar bile olsa (yine) affolunur." (Müslim, Mesâcid, 146, hadis no: 597)

10- "Bir kimse, on defa 'Lâ ilâhe illâllahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu'l-mülkü ve lehu'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr (Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O'nun şerîki/ortağı yoktur. Mülk O'nundur. Hamd de O'na mahsustur. O her şeye kaadirdir)' derse, İsmâil oğullarından dört kişi âzâd etmiş gibi olur." (Müslim, Zikir 30, hadis no: 2693)

11- “Ebu’d-Derdâ (r.a.) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.s.) bir gün sordu: “Size amellerinizin en hayırlısını, sizin derecenizi en çok artıracak, Melîkiniz nezdinde en temiz, sizin için altın ve gümüş bağışlamanızdan daha hayırlı, sizin için düşmanınızla karşılaşıp onların boyunlarını vurmanızdan, onlar da sizin boyunlarınızı vurmalarından da hayırlı amelinizi haber vereyim mi?” “Bu nedir ey Allah’ın Rasûlü?” dediler. “Allah’ı zikretmektir!” buyurdu. (İmam Mâlik, Muvattâ, Kur’an

24)
12- İmam Mâlik’e ulaştığına göre, Hz. İsa İbn Meryem (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın zikri dışında çok kelâm etmeyin, kalpleriniz katılaşır. Çünkü katı kalp Allah’tan uzaktır, fakat bunu bilemezsiniz. Kendiniz efendiler imişcesine insanların günahlarına bakmayın, bilâkis kullar olarak kendi günahlarınıza bakınız. Çünkü insanlar(ın bir kısmı), belâya mâruzdur. Bir kısmı da âfiyete mazhardır. Belâ (imtihan) sahiplerine merhamet edin. Mazhar olduğunuz âfiyete de hamd edin.” (İmam Mâlik, Muvattâ, Kelâm 8 (2, 986)

Namaz Vakitleri